10 Mart 2014 Pazartesi

BİZ’de FEMİNİZM



---
‘BİZ’de FEMİNİZM’

Yazan: Necmeddin Sâdık

‘..Kızlarımızın erkek çocuklar derecesinde ve onlar kadar tahsil görmesi bizde de umumi bir hakikat halini artık aldı; kadınlarımızın erkekler kadar olmasa da, onlar gibi çalışmasını, medeni vazifelere girebilmelerini, hür mesleklere sahib olmalarını pek tabii görmeğe başladık. Bugünkü hal, yarın kadınların bu vazifelere daha fazla girmelerine, ictimai hayatın iş bölümüne daha fa’al bir suretde iştirak etmelerine kapı açacaktır; henüz başlangıç görüyoruz.’

‘Bununla beraber ortada daha bir tarafdan itirazcılar, diğer tarafdan hoşnud olmayanlar var. Mu’terizler, öteden beri ileri sürülen muhakemelerle kadınların fıtraten başka vazifelerle mükellef olduklarını iddia ediyorlar. Uzviyyet ruh, fikir itibariyle başka mahiyetde işler görmeğe ve bundan dolayı erkekler derecesine çıkmamağa mahkum kaldıklarına inanmak ve inandırmak istiyorlar. Bugünkü hallerini ‘feminizm’ namına kafi görmeyen, nahoşnudlar, ise hala erkeklerin esaretinden, hatta bir kısmı da tesettür mâni’asından kurtulamadıklarını iddia ederek ânî büyük bir tehavvül bekliyorlar ve kadınlığın halası için çalışmak icab etdiğini ilan ediyorlar.’

‘İtirazcıların bütün mantıkları, cemiyet kanunlarının tegayyür etmeyen cereyanı önünde birer birer döküliyor. Bütün müesseler gibi, kadınlık alemine aid müesseseler de, değişmeyen, ebediyyen değişdirilemeyen bir tekamüle tabidir; bunlara sed cekmek pek muvakkat tedbirlerle kabildir; gitdikce kuvvetlenen cereyanın önünde nihayet sed yıkılınca aksül-amel daha kuvvetli olur..’

“ ‘Feminizm’ Avrupa’daki manasıyla, kadınların siyasi ve medeni hukukun hepsini haiz olması demektir. Bu cereyan çıkalı seneler oluyor; bugün Avrupa’da, Amerika’da memur kadınlar olduğu gibi, kadınlardan, her ihtisasda doktorlar, avukatlar, mühendisler, ticaretin her şubesine girmiş olanlar vardır. İbtidai mektebden, en yüksek hür mesleklere kadar hepsi kadınlara açılmışdır..’

“ ‘Türk kadınları’ arasında bu iddialar var mı? Pek sarih olmadan ortaya atılan şikayetler, erkeklere sitemler arasında, kadın feministlerimizin ne istediklerini, doğrusu ya, pek iyi bilmiyorum. Her halde şimdiye kadar tarihin tesadüfleriyle ictimai tekamülümüz içine karışan bir takım yabancı an’aneler Türk kadınlarının eskiden beri mevcud olan haklarını, bilhassa izdivacda ve ailedeki mevkilerini yavaş yavaş, kadınların tahsil, terbiye, hayatda faaliyet, maişet gibi hürriyetlerini takib etmişdi. Eski ve hakiki Türk ve İslam ailesinin, Türk ve İslam kadınının mevkii, hukuku teayyün edince aile hukuku kanun şeklinde meydana çıkdı, kadının mukadderatı hakkındaki telakkiler yavaş yavaş şeklini değişdirmeğe başladı. Feminizm Dârülfünûn tahsilini görmeğe, ilmi konferanslarda müsamerelerde erkeklerle beraber bulunmağa başladılar’

(Bakınız: Necmeddin Sâdık, ‘Bizde Feminizm’, Türk Kadını Mecmuası, Yıl: 1, Cild: 1, Sayı: 1, s.2-3, İstanbul-1918, Matbaa-i Orhaniye).

‘Hiçbir vazife, kadınların ailedeki vazifelerinden daha mühim ve daha tabii olamaz. Her ne olursa olsun bir mesleğe girerek aile haricinde yaşamak sevdası kadınların atıl kalmasından daha tehlikelidir. Binaen aleyh herşeyden evvel bu aile zevkinin, bu fıtrî vazife duygusunun en kuvvetli olması lazımdır. Türk kadınlığının terakkisi, Türk ailesinin terakkisinden ayrılamaz. Bunun inhilali ötekinin sukutu demekdir’

‘Kadınlığın bugünkü hareketi bir tarafdan ailenin kudsiyetiyle, diğer  tarafdan kadınlık ve aile ahlakının intişarıyla bir gitmelidir’

(Bakınız: Necmeddin Sâdık, ‘Bizde Feminizm’, Türk Kadını Mecmuası, Yıl: 1, Cild: 1, Sayı: 1, s.4, İstanbul-1918, Matbaa-i Orhaniye).
---

Harun Anay/10.03.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.