---
‘BİZ’de FEMİNİZM’
Yazan: Necmeddin Sâdık
‘..Kızlarımızın erkek çocuklar derecesinde ve onlar
kadar tahsil görmesi bizde de umumi bir hakikat halini artık aldı;
kadınlarımızın erkekler kadar olmasa da, onlar gibi çalışmasını, medeni vazifelere
girebilmelerini, hür mesleklere sahib olmalarını pek tabii görmeğe başladık.
Bugünkü hal, yarın kadınların bu vazifelere daha fazla girmelerine, ictimai
hayatın iş bölümüne daha fa’al bir suretde iştirak etmelerine kapı açacaktır;
henüz başlangıç görüyoruz.’
‘Bununla beraber ortada daha bir tarafdan
itirazcılar, diğer tarafdan hoşnud olmayanlar var. Mu’terizler, öteden beri
ileri sürülen muhakemelerle kadınların fıtraten başka vazifelerle mükellef
olduklarını iddia ediyorlar. Uzviyyet ruh, fikir itibariyle başka mahiyetde
işler görmeğe ve bundan dolayı erkekler derecesine çıkmamağa mahkum
kaldıklarına inanmak ve inandırmak istiyorlar. Bugünkü hallerini ‘feminizm’
namına kafi görmeyen, nahoşnudlar, ise hala erkeklerin esaretinden, hatta bir
kısmı da tesettür mâni’asından kurtulamadıklarını iddia ederek ânî büyük bir
tehavvül bekliyorlar ve kadınlığın halası için çalışmak icab etdiğini ilan
ediyorlar.’
‘İtirazcıların bütün mantıkları, cemiyet kanunlarının
tegayyür etmeyen cereyanı önünde birer birer döküliyor. Bütün müesseler gibi,
kadınlık alemine aid müesseseler de, değişmeyen, ebediyyen değişdirilemeyen bir
tekamüle tabidir; bunlara sed cekmek pek muvakkat tedbirlerle kabildir;
gitdikce kuvvetlenen cereyanın önünde nihayet sed yıkılınca aksül-amel daha
kuvvetli olur..’
“ ‘Feminizm’ Avrupa’daki manasıyla, kadınların siyasi
ve medeni hukukun hepsini haiz olması demektir. Bu cereyan çıkalı seneler
oluyor; bugün Avrupa’da, Amerika’da memur kadınlar olduğu gibi, kadınlardan,
her ihtisasda doktorlar, avukatlar, mühendisler, ticaretin her şubesine girmiş
olanlar vardır. İbtidai mektebden, en yüksek hür mesleklere kadar hepsi
kadınlara açılmışdır..’
“ ‘Türk kadınları’ arasında bu iddialar var mı? Pek
sarih olmadan ortaya atılan şikayetler, erkeklere sitemler arasında, kadın
feministlerimizin ne istediklerini, doğrusu ya, pek iyi bilmiyorum. Her halde
şimdiye kadar tarihin tesadüfleriyle ictimai tekamülümüz içine karışan bir
takım yabancı an’aneler Türk kadınlarının eskiden beri mevcud olan haklarını, bilhassa
izdivacda ve ailedeki mevkilerini yavaş yavaş, kadınların tahsil, terbiye,
hayatda faaliyet, maişet gibi hürriyetlerini takib etmişdi. Eski ve hakiki Türk
ve İslam ailesinin, Türk ve İslam kadınının mevkii, hukuku teayyün edince aile
hukuku kanun şeklinde meydana çıkdı, kadının mukadderatı hakkındaki telakkiler
yavaş yavaş şeklini değişdirmeğe başladı. Feminizm Dârülfünûn tahsilini
görmeğe, ilmi konferanslarda müsamerelerde erkeklerle beraber bulunmağa
başladılar’
(Bakınız: Necmeddin Sâdık, ‘Bizde Feminizm’, Türk
Kadını Mecmuası, Yıl: 1, Cild: 1, Sayı: 1, s.2-3, İstanbul-1918, Matbaa-i
Orhaniye).
‘Hiçbir vazife, kadınların ailedeki vazifelerinden
daha mühim ve daha tabii olamaz. Her ne olursa olsun bir mesleğe girerek aile
haricinde yaşamak sevdası kadınların atıl kalmasından daha tehlikelidir. Binaen
aleyh herşeyden evvel bu aile zevkinin, bu fıtrî vazife duygusunun en kuvvetli
olması lazımdır. Türk kadınlığının terakkisi, Türk ailesinin terakkisinden
ayrılamaz. Bunun inhilali ötekinin sukutu demekdir’
‘Kadınlığın bugünkü hareketi bir tarafdan ailenin
kudsiyetiyle, diğer tarafdan kadınlık ve
aile ahlakının intişarıyla bir gitmelidir’
(Bakınız: Necmeddin Sâdık, ‘Bizde Feminizm’, Türk
Kadını Mecmuası, Yıl: 1, Cild: 1, Sayı: 1, s.4, İstanbul-1918, Matbaa-i
Orhaniye).
---
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.