DİN İle HÜKÜMET Ayrılırsa NO’LUR?
Çağdaş Türk düşüncesinde LAİKLİK tartışmalarının tarihi, pek çok kişinin
sandığının aksine, Cumhuriyet dönemiyle birlikte başlamamıştır. En azından 19.
yüzyılın sonlarından itibaren bu konunun hep gündemimizde olduğunu biliyoruz.
Daha ortada Cumhuriyet döneminin başlarında, saltanat ile hilafetin
ayrılması, hilafetin kaldırılması ve daha sonra da rejimin ana ilkelerinden
biri olarak laikliğin benimsenmesi yok iken bile laiklik tartışılıyordu.
İslamcıların en önemli dergisi olan Sırat-ı Müstakim Mecmuası’nda 1912 yılında
yayımlanan bir haber bunun en güzel delillerinden biridir. ‘DİN İLE HÜKÜMET
AYRILIRSA…’ başlığı altında yayımlanan haber, Eskişehir’de yayımlanan Hakikat Gazetesi’nden
alıntılanmıştır. Dolayısıyla yazar adı mevcut değildir.
Haberin metni şu şekilde:
‘DİN İLE HÜKÜMET AYRILIRSA…’
‘Din ile hükümet birbirinden ayrılırsa neler olur? Evvelen makam-ı
hilâfet İtalya’daki Papalık mevkiine iner, sonra da Türkiye’de ayrıca bir
saltanat teessüs eder. Yani bir memlekette iki hükümdar, iki hükümet peyda
olur. Bunlar ise aralarında nüfuz ve salahiyeti kardeş payı üleşip de hoşca
geçinemezler, çünkü: mümkün olmaz. Her ikisinin de memleketde bir çok
taraftarları bulunur, artık dinle hükümet kavgaya başlar!’
‘Hem bu kavga o kadar kanlı olur ki ma’azallah, tahayyülü bile tüyleri
ürpertiyor! Bir müddet böyle birbirimizle boğuşuruz; tamamen tefrikaya düşdük,
ve kuvvetten kaldık, parçalandık mı, haricdeki seyircilere her birimiz birer
lokma oluruz! Harici bir kuvvetin başka, bir hükümetin gelib de bizi zabt
etmesini, adeta canımıza minnet bilecek derecede canımızdan bıkarız’
‘Eskişehir-Hakikat’
----
Harun Anay/17.03.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.