8 Mart 2014 Cumartesi

KADINLAR, ÜNİVERSİTE’de




KADINLAR, ÜNİVERSİTE’de

---

‘DÂRÜLFÜNÛN ve KADIN MESELESİ’

‘Son senelerde memleketin yaşadığı yenilikler ve ıslahat hakkında bazan bir menba’, bazan bir müşevvik olan Dârülfünûn Edebiyat Fakültesi, son müderrisin ictima’larından birinde, kadınlık meselesi etrafında mühim bir karar almış, ve Dârülfünûn’da umuma açılmış serbest derslere Türk kadınlarının da devamına müsaade etmiştir. Şimdiye kadar Türk kadınının hayata girmesi ve memleketin ictimâiyâtında yalınız menfi değil aynı zamanda müsbet ve fâil bir vazife görmesi artık herkesce anlaşılmışdır. Hatta fi’lî bir şekilde bu yolda resmi ve gayrı resmî bir çok teşebbüsler de yapılmışdır. Bu itibar ile Dârülfünûn’da verilen karar mahiyeten yeni bir fikir add olunamaz. Nitekim irfân hayatında da kadınlarımız mekteblere, sultânîlere, hatta Dârülfünûn’a girmeğe muvaffak olmuşdu; fakat bu sahada yalınız tedrîsî mahiyetde olan şeklin haricinde bir tarz vardır ki bu eksikdi; o da sırf canlı irfan ve telkîncilik noktasında resmî yardımdır. Husûsî müesseselerin epey eskiden beri takib etdikleri bu tarza resmî makamlar teşebbüs etmemişlerdi. İşte Dârülfünûn’un kararı bugün bu boşluğu doldurmuşdur. Her ne kadar bu karar üzerine bir az evvel dediğimiz gibi ardık kadının memleketdeki vezâifi ile ictimâî hayata girmesinden çıkacak netâyic hakkındaki umumi kanaatlara fazla bir şey ilave etmek kabil değilse de fakülte kararının bize hatırlatdğı mühim bir nokta vardır ki onu unutmamak lazımdır. O da kadınlık mes’elesi etrafında alınacak tedbirler düşünüldüğü zaman kadın ve erkek bizde sun’îleşmiş olan başkalığına mümkin olduğu kadar sür’atle nihayet vermek lüzumudur. Buna yegane çare ise memleketin ruhları teşkil edecek, telkin yapacak ictimâî teşkilatı içinde kadının da erkeğin geçdiği kanallardan geçmesidir. Ancak bu suretle kadın ile erkek imkan nisbetinde müsâvî kıymetler kazanmağa yardım edecek muhite girmiş bulunurlar; ancak o vakit kadınla erkekin daima karşı karşıya geldiği aile, müessesât-ı hayriyye, memuriyet…gibi zümreler içinde âhengdâr bir tekâbül ve müvâneset hasıl olur. İşte bu görüşden Dârülfünûn kararı mühim bir adım add edilmelidir. Müderrisin Meclisi’nde bu meseleyi ortaya atanlarla kabul edenleri tebrik ederiz’

(Bakınız: M (:MİM), ‘Dârülfünûn ve Kadın Meselesi’, Türk Yurdu Mecmuası, Yıl: 7, Cilt: 14, Umumi Sayı: 152, Sayı: 2, İstanbul-1334/1918 miladi).

NOTLAR:
1-Makalede, yazar adı yerine ‘M. (:Mim)’ mahlası kullanılmıştır;

2-Türk Yurdu Dergisi, milliyetçi ideolojinin savunulduğu en önemli dergi olup halen de yayımlanmaya devam edilmektedir;

3-Bazı kelimeler ve ifadeler:

Müşevvik: Teşvik edici;
Dârülfünûn: 1933’e kadar bizde üniversitenin adı;
Mâhiyeten: Mahiyet itibariyle, mahiyet olarak;
Sultani: Lise’lerin genel adı;
Müessesât-ı hayriyye: Hayır kurumları;
Âhengdâr: Âhenkli;
Tekâbül: Karşılaşma, yüzyüze gelme;
Müvâneset: Birlikte yaşama, birbirine alışma;
Add edilmek: Sayılmak, kabul edilmek;
Müderrisin Meclisi: Profesörler Meclisi, Kurulu;

----
Harun Anay/08.03.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.