SÜS KADINI Değil, İŞ KADINI Olmak
SÜS KADINI
Değil, İŞ KADINI Olmak
---
‘Bugünkü Türk
kadını bu yüce kurunda yaşıyan kadındır. Onlar en medenî bir kurunun, en ungan
kadınlarıdır. Türk kadını tutsak olmaktan bu kurunda kurtarılmıştır. Ona
insanlığın bütün kapıları açılmış, ona acun kadının kıskanarak baktığı en yüce
bir kürsü ayrılmış, ulus kurultayında yer verilmiştir. Ona harbiyeden başka
bütün mekteplerin kapısı açıktır. Askerlikten başka her işin başında onu
görebiliriz. Fakat bu sözümle Türk kadını asker olamaz demek istemiyorum. Şunu
bilmeliyiz ki Türk kadınına asker olmak hakkı verilsede, verilmesede –icap
ettiği kurun- o, canından üstün tuttuğu yurdunu müdafaaya yüreğile koşacak,
gözü gibi sevdiği çocuklarını sevine, sevine nasıl bu yolda yolcu etti,
badasını, kocaısını nasıl bu uğurda fedaya hazırlandise, kendi de bu ateş
acununa atılarak erce vuruşmasını bilecektir.’
‘Bugünkü Türk
kadını süs kadını değil iş kadını olacak, lala olmaktan çıkarak hakiki bir ana
kalacaktır. Onda bayıltan kokular yerine yaşatan sesler duyacağız. Artık o,
saatlerce ayna karşısında gözlerini, dudaklarını, yüzünü boyuyacağına elindeki
fırçasile bir tabloyu renklendirecek, bir san’at eserini tamamlayacaktır’
Kurumda
medeniyete karışarak ulus işlerinde vazife sahibi olacak, söz söyliyecek Türk
kadını bir kukla, bir moda mankeni olmaktan kurtulmalıdır. Kendi ev işlerini
nasıl gününde yapıp tamamlarsa, ulus işlerinde de daha yüce bir özeniş
göstermelidir’
‘Yakında ulus
kurultayında bizleri temsil edecek saylavlarımızı seçeceğiz. Kadın bu ünlü işi
asla unutmıyarak bu yöndeki borcunu ödemeğe koşmalı, bu işin yapılması şart
olan bir yurt işi olduğuna inanmalıdır. Bundan kaçmak siyasal terbiyemizin
bozukluğunu gösterir. Aldığı borcu ödemekten kaçanlara, verdiği sözleri
tutmıyanlara namussuz damgasını vuruyoruz. Yapılması en başlıca bir borç olan
yurt işlerinden, ulus işlerinden kaçanlara da yurdun düşmanları damgasını
vurmak gerektir.’
‘Dün Belediye
seçmek ve seçilmek hakkı alan Türk kadını bugün ulus kurultayına seçmek ve
seçilmek hakkı karşısındadır. Türk kadını bütün bu haklara lâyık olduğunu bütün
bir acuna bir kere daha ispat etmelidir’
(Bakınız: Meliha
Avni Sözen, ‘Kadın ve Vazifesi’, Yeni Türk Mecmuası, c.1, Sayı: 29,
s.1828-1829, İstanbul-1934, İstanbul Halkevi Tarafından Ayda Bir Çıkarılır).
---
Harun Anay/09.03.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.