9 Mart 2014 Pazar

SÜS KADINI Değil, İŞ KADINI Olmak



SÜS KADINI Değil, İŞ KADINI Olmak
---
‘Bugünkü Türk kadını bu yüce kurunda yaşıyan kadındır. Onlar en medenî bir kurunun, en ungan kadınlarıdır. Türk kadını tutsak olmaktan bu kurunda kurtarılmıştır. Ona insanlığın bütün kapıları açılmış, ona acun kadının kıskanarak baktığı en yüce bir kürsü ayrılmış, ulus kurultayında yer verilmiştir. Ona harbiyeden başka bütün mekteplerin kapısı açıktır. Askerlikten başka her işin başında onu görebiliriz. Fakat bu sözümle Türk kadını asker olamaz demek istemiyorum. Şunu bilmeliyiz ki Türk kadınına asker olmak hakkı verilsede, verilmesede –icap ettiği kurun- o, canından üstün tuttuğu yurdunu müdafaaya yüreğile koşacak, gözü gibi sevdiği çocuklarını sevine, sevine nasıl bu yolda yolcu etti, badasını, kocaısını nasıl bu uğurda fedaya hazırlandise, kendi de bu ateş acununa atılarak erce vuruşmasını bilecektir.’
 
‘Bugünkü Türk kadını süs kadını değil iş kadını olacak, lala olmaktan çıkarak hakiki bir ana kalacaktır. Onda bayıltan kokular yerine yaşatan sesler duyacağız. Artık o, saatlerce ayna karşısında gözlerini, dudaklarını, yüzünü boyuyacağına elindeki fırçasile bir tabloyu renklendirecek, bir san’at eserini tamamlayacaktır’
 
Kurumda medeniyete karışarak ulus işlerinde vazife sahibi olacak, söz söyliyecek Türk kadını bir kukla, bir moda mankeni olmaktan kurtulmalıdır. Kendi ev işlerini nasıl gününde yapıp tamamlarsa, ulus işlerinde de daha yüce bir özeniş göstermelidir’
 
‘Yakında ulus kurultayında bizleri temsil edecek saylavlarımızı seçeceğiz. Kadın bu ünlü işi asla unutmıyarak bu yöndeki borcunu ödemeğe koşmalı, bu işin yapılması şart olan bir yurt işi olduğuna inanmalıdır. Bundan kaçmak siyasal terbiyemizin bozukluğunu gösterir. Aldığı borcu ödemekten kaçanlara, verdiği sözleri tutmıyanlara namussuz damgasını vuruyoruz. Yapılması en başlıca bir borç olan yurt işlerinden, ulus işlerinden kaçanlara da yurdun düşmanları damgasını vurmak gerektir.’
 
‘Dün Belediye seçmek ve seçilmek hakkı alan Türk kadını bugün ulus kurultayına seçmek ve seçilmek hakkı karşısındadır. Türk kadını bütün bu haklara lâyık olduğunu bütün bir acuna bir kere daha ispat etmelidir’
 
(Bakınız: Meliha Avni Sözen, ‘Kadın ve Vazifesi’, Yeni Türk Mecmuası, c.1, Sayı: 29, s.1828-1829, İstanbul-1934, İstanbul Halkevi Tarafından Ayda Bir Çıkarılır).
---
 
Harun Anay/09.03.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.