AVRUPA, BİZE
ÖRNEK OLABİLİR mi?
Çağdaş Türk
Düşüncesinde, Batı ve Avrupa karşıtlığının tarihi de henüz yazılmış değildir.
Muhtelif akımlara mensup kişilerin bu konuda yazdıkları, onlarca cilt tutacak
kadar geniş bir külliyat oluşturur.
Her ne kadar, Avrupa
ve Batı medeniyetinden istifade etmek büyük düşünce akımlarımızın hepsinin
üzerinde ittifak ettiği bir görüş ise de, bu görüşle birlikte ve aynı zamanda
Avrupa ve Batı karşıtlığı da sürekli işlenmiştir. Bu konuda elbette başı çekenler,
milliyetçilik, İslamcılık ve sosyolist/sol cereyanlardır.
Cumhuriyet
Dönemi’nin başlarında, Atatürk döneminde, yeni kurulan rejime ideolojik çerçeve
oluşturmak ve devrimlerin içini doldurmak maksadıyla sol/sosyalist çizgide
yayın yapan Kadro Dergisi’nde 1933 yılında yayımlanan bir yazıyı, bizde Batı
karşıtlığına dair kaleme alınan yazılara örnek olarak, dikkatlerinize
sunuyorum:
‘Avrupa, bize
ideal mi, Örnek mi olabilir?’
(Dipnot: ‘Örneği,
eyiliği ve kötülüğünden ders alınacak bir ibret nümunesi manasında kullanıyoruz’)
Yazan: Hakkı
Mahir
‘Babıâli
mütefekkiri ile Beyoğlu züppesinin müşterek bir inanışı vardır: Avrupa’nın
üstünlüğü!’
‘Monşer’siz
söze başlamıyan züppe nasıl Avrupa’nın giyim ve kuşanım şekillerini, eğlenme ve
flört yapma usûllerini tam bir sadakatle taklide özenir ve Türkiyeden dudak
bükmeden bahsedemezse ‘Montesquieu şöyle demişti, Fustave Lebon böyle
buyuruyor’ demeden konuşmıyan Babıâli mütefekkiri de Avrupada tutulmıyan fikir
cereyanlarına, idare ve iktisat şekillerine ayni istihfafla bakar, ve inkılâpçı
bir hareket karşısında yerine göre ya yüzünde merhameti veya dudağında
istihzayı manalandırır’
‘Bunlara göre
Avrupa hiçbir tarafından aksamıyan müreffeh bir cemiyettir. Ne kendi içinde
gittikçe keskinleşen sınıf cidalleri, ne müstemlekelerin kurtuluş hareket ve
gayretleri, ne de medeniyeti tanklaştıran canavarca iştiyakları, hiç biri, hiç
biri, Avrupanın zulmünü ve zâfını açığa verecek şeyler değillerdir. Avrupa
dünyaya refah veriyor, insanlığı medenileştiriyor kanaatindedirler.’
‘Misaller
verseniz ve uzaklara gitmeden ülkemizin hazin maceralarını anlatsanız,
müstemleke ve geri milletlerin Avrupadan çektiklerini bir daha tekrarlasanız ve
Avrupanın zulmüne işaret etseniz, onlar bir peygamber edasile ‘her millet lâyık
olduğu idareyi bulur’ derler. Yine misal verseniz ve bugünkü Avrupanın kendi
içindeki tezatlarını, onun çözülmüş ve dağılış alâmetlerini ve bundaki
müessirleri anlatsanız, milli kurtuluş hareketlerinin inkişafına ve Avrupanın
bocalayışına işaret etseniz, nafiledir. Yine derin bir âlim tavrile size ‘bütün
bu zahirî karışıklığın altında bir tesanüt, medeniyetin membaı olan tesanüt
gizlidir’ derler’
(Bakınız: Hakkı
Mahir, ‘Avrupa, Bize İdeal mi, Örnek mi Olabilir?’, Kadro Mecmuası, Sayı: 18,
s.59, Ankara-1933)
‘Bahsi
çevirseniz: bu serbest iktisat bizi fakir düşürüyor, himaye sistemi sınıfları
doğuruyor ve memleketi döğüş meydanına çeviriyor, nasıl bir sistem kursak ta
bunların önüne geçsek deseniz, o, ya monoklunu düzelterek veya bir cahille
konuşmanın veridği sıkıntıyı yüzünde canlandırarak ‘Meşhur Stuart Mill, her
millet beynelmilel mübadeleden kâr eder’ diyor, diyerek söze başlar ve
‘milletler medeniyet yolunda bir takım konaklardan muhakkak geçeceklerdir’
hükmünde karar kılar.’
‘İşte Avrupa
bunlar için idealdir’
‘Gazetelerin
çoğunda bu düşünüşleri görür, kürsülerin çoğundan bu nazariyeleri işitirsiniz.
Ve ötede beride rastgeldiğiniz yarım münevverler hep bu iddianın müdafiidirler’
‘Fırsat
düşmüşken bu müphem ve sakat hükümleri bir tahlil edelim: Her millet lâyık
olduğu idareyi bulaydı, Saltanatın miskin ve zalim idaresile inkılâbın dinç ve
yapıcı idaresinin farkını nasıl izah edebilirdik?’
‘Millet o
milletti. Aradaki fark ta beş sene; beş sene içinde mi millet yetişmiştir?’
….
(Bakınız: Hakkı
Mahir, ‘Avrupa, Bize İdeal mi, Örnek mi Olabilir?’, Kadro Mecmuası, Sayı: 18,
s.60, Ankara-1933)
‘Memleketin
hasretini gözlerinde toplayıp Avrupaya bakanlar ne onun eskimiş ve tezatlarını
vermiş müesseselerini memlekete sokarlar, ne de tarih içinde tek olan Türk
inkılâbını Fransa inkılâbının bir yeniden devamı gibi görür ve gösterirler’
‘Biz Avrupadan
netice alacağız; Bu memleketin yakın ve uzak isteklerine uyacak neticeleri
alacağız; Traktör ve dinamo alır gibi.. Aradığımızı orada bulamazsak kendimiz
kuracağız. Çünkü dünyada yeni bir nizamın, millî kurtuluş nizamının ilk ve tek
mümessiliyiz. Biz Avrupayı aynen taklit edilecek ideal bir nizam gibi değil,
onu bocalatan müessirlerden kaçınmamız için örnek bir nimaz gibi telâkki
ediyoruz’
(Bakınız: Hakkı
Mahir, ‘Avrupa, Bize İdeal mi, Örnek mi Olabilir?’, Kadro Mecmuası, Sayı: 18,
s.61, Ankara-1933)
---
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.