15 Mart 2014 Cumartesi

AVRUPA, BİZE ÖRNEK OLABİLİR mi?




AVRUPA, BİZE ÖRNEK OLABİLİR mi?

Çağdaş Türk Düşüncesinde, Batı ve Avrupa karşıtlığının tarihi de henüz yazılmış değildir. Muhtelif akımlara mensup kişilerin bu konuda yazdıkları, onlarca cilt tutacak kadar geniş bir külliyat oluşturur.

Her ne kadar, Avrupa ve Batı medeniyetinden istifade etmek büyük düşünce akımlarımızın hepsinin üzerinde ittifak ettiği bir görüş ise de, bu görüşle birlikte ve aynı zamanda Avrupa ve Batı karşıtlığı da sürekli işlenmiştir. Bu konuda elbette başı çekenler, milliyetçilik, İslamcılık ve sosyolist/sol cereyanlardır.

Cumhuriyet Dönemi’nin başlarında, Atatürk döneminde, yeni kurulan rejime ideolojik çerçeve oluşturmak ve devrimlerin içini doldurmak maksadıyla sol/sosyalist çizgide yayın yapan Kadro Dergisi’nde 1933 yılında yayımlanan bir yazıyı, bizde Batı karşıtlığına dair kaleme alınan yazılara örnek olarak, dikkatlerinize sunuyorum:

‘Avrupa, bize ideal mi, Örnek mi olabilir?’

(Dipnot: ‘Örneği, eyiliği ve kötülüğünden ders alınacak bir ibret nümunesi manasında kullanıyoruz’)

Yazan: Hakkı Mahir

‘Babıâli mütefekkiri ile Beyoğlu züppesinin müşterek bir inanışı vardır: Avrupa’nın üstünlüğü!’

‘Monşer’siz söze başlamıyan züppe nasıl Avrupa’nın giyim ve kuşanım şekillerini, eğlenme ve flört yapma usûllerini tam bir sadakatle taklide özenir ve Türkiyeden dudak bükmeden bahsedemezse ‘Montesquieu şöyle demişti, Fustave Lebon böyle buyuruyor’ demeden konuşmıyan Babıâli mütefekkiri de Avrupada tutulmıyan fikir cereyanlarına, idare ve iktisat şekillerine ayni istihfafla bakar, ve inkılâpçı bir hareket karşısında yerine göre ya yüzünde merhameti veya dudağında istihzayı manalandırır’

‘Bunlara göre Avrupa hiçbir tarafından aksamıyan müreffeh bir cemiyettir. Ne kendi içinde gittikçe keskinleşen sınıf cidalleri, ne müstemlekelerin kurtuluş hareket ve gayretleri, ne de medeniyeti tanklaştıran canavarca iştiyakları, hiç biri, hiç biri, Avrupanın zulmünü ve zâfını açığa verecek şeyler değillerdir. Avrupa dünyaya refah veriyor, insanlığı medenileştiriyor kanaatindedirler.’

‘Misaller verseniz ve uzaklara gitmeden ülkemizin hazin maceralarını anlatsanız, müstemleke ve geri milletlerin Avrupadan çektiklerini bir daha tekrarlasanız ve Avrupanın zulmüne işaret etseniz, onlar bir peygamber edasile ‘her millet lâyık olduğu idareyi bulur’ derler. Yine misal verseniz ve bugünkü Avrupanın kendi içindeki tezatlarını, onun çözülmüş ve dağılış alâmetlerini ve bundaki müessirleri anlatsanız, milli kurtuluş hareketlerinin inkişafına ve Avrupanın bocalayışına işaret etseniz, nafiledir. Yine derin bir âlim tavrile size ‘bütün bu zahirî karışıklığın altında bir tesanüt, medeniyetin membaı olan tesanüt gizlidir’ derler’

(Bakınız: Hakkı Mahir, ‘Avrupa, Bize İdeal mi, Örnek mi Olabilir?’, Kadro Mecmuası, Sayı: 18, s.59, Ankara-1933)

‘Bahsi çevirseniz: bu serbest iktisat bizi fakir düşürüyor, himaye sistemi sınıfları doğuruyor ve memleketi döğüş meydanına çeviriyor, nasıl bir sistem kursak ta bunların önüne geçsek deseniz, o, ya monoklunu düzelterek veya bir cahille konuşmanın veridği sıkıntıyı yüzünde canlandırarak ‘Meşhur Stuart Mill, her millet beynelmilel mübadeleden kâr eder’ diyor, diyerek söze başlar ve ‘milletler medeniyet yolunda bir takım konaklardan muhakkak geçeceklerdir’ hükmünde karar kılar.’

‘İşte Avrupa bunlar için idealdir’

‘Gazetelerin çoğunda bu düşünüşleri görür, kürsülerin çoğundan bu nazariyeleri işitirsiniz. Ve ötede beride rastgeldiğiniz yarım münevverler hep bu iddianın müdafiidirler’

‘Fırsat düşmüşken bu müphem ve sakat hükümleri bir tahlil edelim: Her millet lâyık olduğu idareyi bulaydı, Saltanatın miskin ve zalim idaresile inkılâbın dinç ve yapıcı idaresinin farkını nasıl izah edebilirdik?’

‘Millet o milletti. Aradaki fark ta beş sene; beş sene içinde mi millet yetişmiştir?’
….
(Bakınız: Hakkı Mahir, ‘Avrupa, Bize İdeal mi, Örnek mi Olabilir?’, Kadro Mecmuası, Sayı: 18, s.60, Ankara-1933)

‘Memleketin hasretini gözlerinde toplayıp Avrupaya bakanlar ne onun eskimiş ve tezatlarını vermiş müesseselerini memlekete sokarlar, ne de tarih içinde tek olan Türk inkılâbını Fransa inkılâbının bir yeniden devamı gibi görür ve gösterirler’

‘Biz Avrupadan netice alacağız; Bu memleketin yakın ve uzak isteklerine uyacak neticeleri alacağız; Traktör ve dinamo alır gibi.. Aradığımızı orada bulamazsak kendimiz kuracağız. Çünkü dünyada yeni bir nizamın, millî kurtuluş nizamının ilk ve tek mümessiliyiz. Biz Avrupayı aynen taklit edilecek ideal bir nizam gibi değil, onu bocalatan müessirlerden kaçınmamız için örnek bir nimaz gibi telâkki ediyoruz’

(Bakınız: Hakkı Mahir, ‘Avrupa, Bize İdeal mi, Örnek mi Olabilir?’, Kadro Mecmuası, Sayı: 18, s.61, Ankara-1933)
---
Harun Anay/14.03.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.