15 Mart 2014 Cumartesi

AVRUPA-MERKEZLİLİK (: Eurocentrism)




AVRUPA-MERKEZLİLİK (: Euro-centrism)

Düşünür ve yazarlarımızın, Avrupamerkezlilik (:euro-centirism)’e itirazlarını ve eleştirilerini tam olarak ortaya koymadan tatmin edici bir Çağdaş Türk düşüncesi tarihi yazmak doğru olmaz. Yazılsa bile, büyük ölçüde eksik yazılmış olur. Bundan dolayı, şu ana kadar ülkemizde yazılan düşünce tarihi mahiyetindeki çalışmaların tamamı eksik olduğu rahatlıkla ifade edilebilir.

Avrupamerkezlilik ile ilgili tartışmaları ise, daha genel olarak medeniyet, kültür ve düşünce tartışmalarının alt başlığı olarak kabul etmek mümkündür. Bundan dolayı, İslamcılarımızın, milliyetçilerimizin ve solcularımızın Avrupamerkezliliğe dair eleştiri ve itirazlarını bu kavramlarla birlikte ele almak zaruridir.

Konuya ilginizi çekmek ve bir nebze de olsa fikir vermek için, Cumhuriyet Dönemi’nde sosyalist düşünceyi savunanlar arasında önemli yeri olan Şevket Süreyya Aydemir (Ölümü: 1976)’in 1932 tarihinde yayımladığı bir makalesinden örnekler vermek istiyorum. Aydemir, Cumhuriyet Dönemi’nin başlarında Türk inkılabına ideoloji oluşturmaya çalışan Kadro Dergisi’nin kurucularından ve bu dergi çevresinde oluşan hareketin önde gelenlerinden biridir.

‘İnkılâbın İdeolojisi: ‘Europacentrisme’in Tasfiyesi’

Yazan: Şevket Süreyya

‘Geocentrisme (Dipnot.1: Arzı, kainatın merkezi telâkki etmek nazariyesi)- beşerin bir telâkki hatası idi ki, bu hatâ, onu bir ilim haline getiren Batlamyostan, ilim sahası haricine çıkaran ‘Copernic’e kadar tam on iki asır beşerin idraki üstünde hükmetti. Bütün bu asırlar imtidadınca arz, hakikatta geniş kâinat sisteminin küçük ve tâbiy bir unsuru olduğu halde, bu sistemin merkezi ve mihveri gibi sayıldı. Bütün taharriler, bütün hükümler ve bütün hakikatlar yalnız arzdan itibaren ve yalnız arz içindi.’

‘Europacentrisme (Dipnot.2: Avrupa tarihini cihan tarihinin merkezi telâkki etmek manasında kullanılmıştır) –yine böyle bir telâkki hatâsıdır. Fakat bu hatâ muasır Avrupanın bütün içtimaî ilimleri lâboratuvar mevzuu kılmasına rağmen, beşerin idraki üstünde hâlâ hâkim bulunmaktadır. Menşeini, daha ilk Yunan ukalasından alan ve zamanımıza kadar gelen bu telâkkiye göre de, Avrupa tarihi, hakikatta geniş cihan tarihinin küçük ve tâbiy bir unsuru olduğu halde, bu tarihin mihveri ve merkezi gibi sayılır. Bütün teharriler, bütün hükümler ve bütün hakikatlar, yalnız Avrupadan itibaren ve yalnız Avrupa içindir.’

‘Batlamyos arzın haricindekini, arza tâbiy saymakla, beşer idrakini bir uzun devir için nasıl darlığa ve yanlışlığa mahkûm kılmışsa, Eurocentrisme de Avrupa haricindekini Avrupaya tâbi kaymakla beşerin tefekkür tarihinde o kadar geri ve o kadar menfi bir rol oynamıştır’

‘Beşer tarihinin ilk çağ, Orta çağ, Yeni çağ ve Son zamanlar diye bir takım tarih devirlerine bölünüşü, filvaki çok yenidir.

(Bakınız: Şevket Süreyya (Aydemir), ‘İnkılâbın İdeolojisi: ‘Europacentrisme’in Tasfiyesi’, Kadro Mecmuası, Sayı: 7, Sayfa: 5, Ankara-1932)

‘Fakat şu da var ki, şimdi bu tasnif, Avrupa münevverlerinin tarihi telâkkisinde, tarih devirlerini beşer tarihinin değil, beşer tarihini bu dar ve çerçeveli tarih devirlerinin eseri zannettirecek kadar yerleşmiş ve mukaddesleşmiştir’

‘Bu tasnifin ilk vasfı, münhasıran Avrupaî, yani Europacentrik oluşudur. Bu tasnifte cihan tarihinin ve beşerin medenî inkişafının bütün seyri ve merhaleleri hemen münhasıran, esasen geç başlıyan Avrupa tarihinin küçük mihveri etrafına alınmış, Avrupa haricinde kalan her şey, ya Önasya ve Mısır medeniyetleri gibi ‘tekâmülden kalmış birer ihzarî medeniyet safhası’ sayılmış, yahut Avrupa medeniyetinden evvelki devrin muzlim nisyanına sürülmüş ve orada inkâr edilmiştir’

(Bakınız: Şevket Süreyya (Aydemir), ‘İnkılâbın İdeolojisi: ‘Europacentrisme’in Tasfiyesi’, Kadro Mecmuası, Sayı: 7, Sayfa: 6, Ankara-1932)

‘Avrupa ile başlıyan ve Avrupa ile biten tarih, hem bir dar ufuk, hem bir yanlış telâkkidir ki, bu dar ufuk ve bu yanlış telâkkide bizim yerimiz şimdiye kadar, ya tarih ötesine sürülmek, ya medeniyet harici kalmak olmuştur. Çünkü Avrupalı tarih yazarken, her şeyden evvel kendi topragında kendi millet oluşunun vekayiini toplar ve bu toplayışta cehti, evvelâ kendisini toprağının ilk otokton halkı ve kültür müesseselerini, münhasıran Avrupada tekevvün etmiş sayılan Greco-Romen medeniyetinin bir asîl devamı gibi göstermektir.’

(Bakınız: Şevket Süreyya (Aydemir), ‘İnkılâbın İdeolojisi: ‘Europacentrisme’in Tasfiyesi’, Kadro Mecmuası, Sayı: 7, Sayfa: 9, Ankara-1932)

‘Fakat, bu gösterişin maddî ve manevî temeli şimdi gün geçtikçe bir az daha sarsılıyor. Şimdiye kadar orijinal bir şey sanılan ‘Yunan mucizesi-Miracle Grec’ Greco-Romen medeniyeti ve saf Germen kanı tahlil olundukça, bu terkiplerin her şeyden evvel, Avrupalı olmayan unsurları birer birer tezahür ediyor. On dokuzuncu asrın, o asır âlimine adeta bir din heyecanı veren mukaddes Aryanizmi gün güçtikçe azalıyor. Bizzat bu dinin mürtedleri şimdi, beşerin menşeini onun hakikî vatanına irca eden, ilk tekniğin ilk kültürün, ilk san’atın kaynaklarını Avrupa haricine çıkarmakta ve bu suretle cihan medeniyetinin cihan mikyasında ve kül halinde izahına imkân veren hakikî ilim cephesinde yer almaktadır. Bizzat bizim tarihimize veren ve bizzat bizi alâkadar eden bu büyük fikir hareketinin en yüksek sentezini bizzat Türk inkılâbının merkezinde bulması ve en yüksek eserini bizzat Türk inkılâpçısının elinden alması bir tarihî hâdisedir. Çünkü biz, kendi tarihî vekayiimizi toplarken, haklı olarak, cihan tarihinin en büyük hâdiselerini kendi tarihimizin içinde buluyor ve bundan gurur duyuyoruz’

‘Türk tarihi, cihan tarihinin başı ve Türk inkılâbı avrupa tarihinin yirminci asırda inkişafını bulmuş bir tarihî reaksiyonu olmak itibarile, biz o mazi ile bu halin birbirine bağlanışında geniş bir millî heyecanın bütün unsurlarını buluyoruz. Bu hareketin kül halinde ve bütün bu manasile tebarüz ettirilmesi ve ‘millî tarih tezi’mizin bütün usul ve vasıtalarile her gün bir az daha takviyesi inkılâp münevverliğinin vazifesi ve borcudur’

(Bakınız: Şevket Süreyya (Aydemir), ‘İnkılâbın İdeolojisi: ‘Europacentrisme’in Tasfiyesi’, Kadro Mecmuası, Sayı: 7, Sayfa: 10, Ankara-1932)
---

Harun Anay/14.03.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.