15 Mart 2014 Cumartesi

DOKTORLARIMIZA PASTEUR’dan ÖĞÜTLER




DOKTORLARIMIZA PASTEUR’dan ÖĞÜTLER

Ülkemizde, 14 Mart tarihi Tıp Bayramı olarak anılıyor. Bütün tıp camiasının, camiaya mensup olanların, tıp hocalarının, doktorlarımızın, hemşirelerimizin, tıp teknisyenlerinin, laboratuar uzmanlarının ve hastane personellerinin meslek bayramlarını kutluyor, kendilerine sağlık ve esenlikler niyaz ediyorum.

‘Leyleğin ömrü laklakla geçer’ derler.

Benim ömrüm de kitap, düşünce, felsefe, ahlak, zihniyet tarihi, hukuk felsefesi ve siyaset felsefesiyle geçiyor. Yatsam da kalksam da, uyusam da uyanık da olsam zamanımın çoğunu bu konulara tahsis ediyorum.

Tıp bayramı dolayısıyla tıp camiasına ve doktorlarımıza bu sayfadan küçük bir hediye göndermeyi arzu ettim. Ne yapabilirim diye düşünürken, aklıma her zaman meşgul olduğum ‘laklak’tan başka bir şey gelmedi malesef.

Tıp camiasına göndermek istediğim hediye, Muallim Doktor Ali Vehbi tarafından 1917 yılında kaleme alınıp Lovi Pastör adıyla Beyrut’ta 1918’de bastırılmış küçük bir risalenin sonlarında yer alan öğütler.

Eser, meşhur bilim adamı Louis Pasteur (Ölümü: 1895)’ün hayatı hakkında yazılmış küçük bir kitapçık olup Osmanlı dönemi Türkçesi ile Beyrut’ta bastırılmıştır (Muallim Ali Vehbi, Muktedâ bih Âdemler, Lüvi Pastör, Beyrut-1918, Sabra Matbaası, 32 sayfa).

Eserin adında yer alan, ‘Muktedâ bih Âdemler’ ibaresi, ‘Örnek Alınacak Kişiler’  anlamına geliyor. Bu demektir ki kitabın yazılış amaçlarından biri, Pasteur’un hayatını ve şahsiyetini gençlere örnek göstermektir. Kitapçığın sonundaki öğütler de muhtemelen bu amaçla eklenmiştir.

‘Pastör’ün Bazı Mev’izeleri’ başlığı altında kitapçığın sonunda Pasteur’a nispet edilen öğütler şunlar:

-‘İlmin vatanı yoktur, ama alimin vatanı vardır’;

-‘Her büyük bir alimde büyük bir vatanperver bulursunuz’;

-‘Deha, sabırdan ibarettir’;

-‘Vak’alar toplayalım ki bir emir üzerine fikir edinebilelim’ (Vak’a: Olay; emir: İş, konu);

-‘Hiçbir şeyi ihmal etmemeli, bazı ümmi ve lakin her yaptığını dikkatle icra eden bir adamın mülahazası gayet kıymetdar olabilir’ (Ümmi: Okumaz yazmaz, ümmi; icra etmek: Yapmak, tatbik etmek, icra etmek; Kıymetdar: Kıymetli; Mülahaza: Not, düşünce, kanaat);

-Hatır ve hayale gelecek bir nokta kalmayıncaya kadar bir emirde her türlü ihtimalatı düşünmeli’ (İhtimalat: İhtimaller);

-‘Alelacele neticeler kayd etmeden ictinab ediniz, kendinize şiddetli bir muarız olunuz ki kendinizin daima hatalarınızı göresiniz’ (Alelacele: Acele ile; İctinab etmek: Sakınmak; Muarız olmak: Karşı çıkmak, mühalefet etmek);

-‘Hakikati tecelli ettirmek pek çok meşakkatlara mütevakkıftır’ (Tecelli Ettirmek: Gerçekleştirmek, ortaya çıkarmak; Meşakkat: Sıkıntı, zorluk; -e mütevakkıf olmak: -e bağlı olmak/bulunmak);

-‘Keşfiyyat hususunda insanın zihnine çok hülyalar gelir, fakat asla acûl olmayıp hakikati pek çok tecrübelerle kararlaşdırmayınca bir şeyi keşf ettim iddiasında bulunmamalı’ (Keşfiyyat: Keşifler; Acûl olmak: Çok aceleci olmak);

-‘Bir çocuğa yaklaşdığımda hal-i hazırı için ona şefkat ederim, müstakbelini düşündüğümde ona hürmet ederim’ (Hal-i hazır: Hali hazır, mevcut durum; Müstekbel: Gelecek);

-‘Nefsimi cehaletten kurtarmak için kendime ne yapdım diye evvela kendinize sorunuz sonradan da vatanıma ne gûnâ hidmet ettim diye tekrar kendinize sual ediniz’ (Ne gûnâ: Ne çeşit, ne gibi; Hidmet etmek: Hizmet etmek; sual etmek: Soru sormak, sual sormak).

(Bakınız: Muallim Ali Vehbi, Muktedâ bih Âdemler, Lüvi Pastör, Beyrut-1918, Sabra Matbaası, sayfa: 24-25).
---
Harun Anay/14.03.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.