ŞARK’ın EN BÜYÜK YALANI
Siyasetçilerimizin, idarecilerimizin,
tüccarlarımızın, iş adamlarımızın, hatta ve hatta bilim adamlarımızın çok sık
kullandığı bir reklam ve propaganda yönteminin geçmişte de aynen uygulandığını
göstermek için aşağıdaki resmi dikkatlerinize sunuyorum.
Hikayemiz şudur:
Cami, fabrika, hastane, okul, garaj, otogar ve köprü
(vb.) yapıldığı veya yapılacağı zaman ‘Avrupa’nın en büyük garajı’, ‘Ortadoğu’nun
en uzun köprüsü’, ‘Dünyanın en büyük camii’ ya da ‘Türkiye’nin en büyük hastanesi’
gibi cümlelere sık sık rastlarız. Üniversitelerimiz ve bilginlerimiz ise,
‘İslam dünyasının en önemli eseri’, ‘Şimdiye kadar benzeri yazılmamış kitap’,
‘Müslümanların İlk Sözlüğü/Ansiklopedisi’ gibi alanlarıyla irtibatlı
palavralara çok sık başvuruyorlar.
Böyle ifadeler ve reklam cümlelerinin doğru olup
olmadığını merak edip inceleyen birileri var mıdır bilmiyorum. Bundan yaklaşık
yirmi sene kadar önce, Türkiye’nin güneyindeki bir şehirde yeni yapılan otogar,
‘Ortadoğu’nun en büyük şehir garajı’ sloganıyla açılmıştı. Daha sonra kısmet
oldu, pek çok ülkeyi gezdim. Bizzat gördüm ki, bizimkilerin ‘en büyük’ şeklinde
takdim ettikleri otogardan daha büyük otogarların bulunduğu Ortadoğu ülkeleri
var. İşin başka bir garip tarafı ise, başka Ortadoğu ülkelerinde de bir hizmet
binası ya da tesis yapılacağı zaman benzer sloganlar kullanılmasıdır. Kısacasa,
onlar bize, biz de onlara numara çekiyoruz. Her iki taraf da halinden memnun
görünüyor.
Kim arar, kim sorar?
At, atabildiğin kadar! Arayan, soran mı var? Kontrol
eden kim?
Böyle hilelere ve yalanlara başvuranlara göre, öyle
anlaşılıyor ki, mühim olan sloganı kullanmak ve halkın ondan etkilenmesini
sağlamaktır. Gerisi boştur.
Sedat Simavi tarafından İstanbul’da neşredilen ve bir
KADIN DERGİSİ olan İNCİ MECMUASI’nın 13. sayısında 1919 tarihinde yayımlanan ve
FİYAT OTOMOBİLİ’ni tanıtan reklamda da aynı hileye başvurulmuş. Çok iddialı bir
dil/üslup ile, ‘ŞARK’en EN BÜYÜK GARAJI ve TAMİR ATELYESİ’nin reklamı
yapılıyor.
Reklamın metni şu şekilde:
‘FİYAT
‘Otomobil Şirket-i Umumiyyesi, Şark Ajentası’
‘Her nev’ binek ve nakliye otomobilleri, çatanalar
için deniz motorları, ziraat için motorlu makineler, benzin, petrol, esans,
makine yağları ve saire’
‘ŞARK’ın EN BÜYÜK GARAJI ve TAMİR ATELYESİ’
‘Her dürlü husûsât için Taksim’de Köstebek Sokağı’nda
ve Şirket’in idare-i merkeziyyesine müracaat’
‘Telefon: Beğoğlu 349’
NASIL BULDUNUZ REKLAMI? YABANCI GELMEDİ DEĞİL Mİ?
Zihniyet tarihi ve ahlak, ilgi alanım olduğuna göre,
benim zihnimi meşgul eden sorular ise şunlardır?:
1-Niçin böyle yalanlar söyleniyor bizimki gibi
ülkelerde?
2-Reklam, tanıtım ve propaganda yaparken ahlak
ilkelerine uymak gerekmiyor mu?
3-Niçin böyle yalanlara kanıyoruz, inanıyoruz?
4-Niçin böyle ifadeleri kontrol etme gereği
duymuyoruz?
4-Niçin bu gibi ifadeleri kullanma ihtiyacı
hissediyoruz?
5-Böyle ifadeler bizim hangi duygularımızı ve
arzularımızı tatmin etmeye yöneliktir acaba?
6-Böyle ifadeleri, sadece bir kesim mi kullanıyor,
yaksa herkesin başvurduğu bir aldatma yolu mudur?
7-Böyle ifadelerin yalan olduğu ortaya çıkınca,
reklam sahipleri ve kandırılanlar ne düşünüyorlar, ne hissediyorlar acaba?
8-Devletimizin bu türden yalanlara karşı aldığı
tedbirler ve mevzuat düzenlemeleri var mıdır acaba?
9-Bizzat siyasetçilerimiz ve yöneticilerimiz, böyle
yalanlara başvuruyorlarsa, yanlışları nasıl düzelteceğiz acaba?
10-Bilim adamı, düşünür ve sanatçılarımızın, kendi
çalışmalarını yüceltmek için böyle yalanlara müracaat etmeleri tuzun kokması
değil mi acaba?
---
---


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.