6 Nisan 2014 Pazar

Ali Ulvi Kurucu: TÜRK GENÇLİĞİNE





Ali Ulvi Kurucu: TÜRK GENÇLİĞİNE

---

‘TÜRK GENÇLİĞİNE’

‘Hız alan duyguların bak: ne ilâhi, ne derin!
O mukaddes heyecanlarla coşan hamlelerin
Yıkacak burcunu dinsizliğin artık yıkacak!..
Fışkırıp ünlü yiğitler mezarından çıkacak !..
Mâneviyyatına, vicdanına, imanına denk,
Arkadaş bulmalısın; çünkü temiz bir örnek.
Hem de rehber olacaksın doğacak nesle yarın!..
Hakkı ilan edeceksin daha gür sesle yarın!..’

---

‘Helecanlarla geçen dünkü hayat safhasını,
İnceden inceye tetkik ederek, orda seni
His, fikir, an’ane, tarih, mukaddes, ahlâk
Gibi mefhumları hissiz ve kayıtsız bulmak:
Zağlı hançerle açılmış kanayan bir yaradır.
Uçurumlar gibi gibi korkunç, ne feci manzaradır!..
Ne amansız acı Yârab, nasıl âteşten elem.
Sanki, tasvîr ediyorken yanıyor elde kalem!..’

---

‘Fuhşu bir gem yapanlara: ağzına vurmuş "siyonist"
Pusu kurmuş yolunun üstüne hâin "komünist"
Bir asîl (at) gibi şahlan, vurulan gemleri kır!..
NERDE HAKKIM?) diye bir kerrecik olsun
haykır!..’

---

‘Sinsi düşmanları pençende tutup ezmelisin!
Ülkenin sahibi sensin, UYANIK GEZMELİSİN!..
Çiğnenirken ayak altında küfür saltanatı.
Kahrolur sinsi kızıllar, yıkılır köhne çatı.
Yedi kat göklere aksetmeli tılsımlı sesin!
Kıp kızıl yangını söndürmeli tek bir nefesin!..
(MUHAÇ) ufkunda، zaferlerle esen BAYRAĞI
çek!...’
‘SANCAĞINDAN EBEDÎ FECRİ ŞAFAKLAR
SÖKECEK!...
Sen, bu kalkınmanın aşkile, kanatlanmalısın !
Gözdeler, DEVRİMİ gördükçe şaşırsın kalsın!..
Çünkü sen vârisisin (FATİH) in, arslan
(YAVUZ) un!
Sayamam şân-ü şeref faslım zira pek uzun !..
Çünkü sen, taze emeller doğuran hatırasın!..
Yirmi beş yıl, seni iğfal eden, en kanlı yasın!
Sürüler, çamlar, ağaçlardaki her bir yaprak
Bu Nisan fethini temsil eden Atlas bayrak!..’

---

‘Güzel İstanbulu fethettin o gün sen yeniden,
(FATİH) in ruhudur, elbet, sana rehberlik eden!..
Nûrdan menkıbeler ördü mukaddes savaşın;
Şimdi ta arşe değer yükselecek belki başın,
Gençliğin Hakka emanet; ne celâdet öyle;
Can atar şanlı zaferler sana bundan böyle...
Âkif olsaydı da görseydi bu parlak gününü
Ebediyyetlere yaymıştı eminim ününü...
Şanlı genç! her ne kadar cismen uzaksam senden.
Şair oldum, ebedi ruhumu yaktım sana ben.
Mavi, mor, penbe ufuklarda haydin görünür,
Dalgalar sahili okşar gibi örter sürünür.
Bak: dualar nasıl Allaha kadar yükseliyor;
Her gönülden sana sevgiyle, selâmlar geliyor.
Bak: Ezan sesleri yer yer yayılırken denize:
Doğuyor taze güneşler, kararan gönlümüze.
Bak: o durgun suların kalbine sinmi'ş esrar.
Yüce tarihine ait، nice destanlar arar.
Hep sevinç göz yaşı halinde akar bak dereler;
Şiirin ahengini ilham ediyor meşcereler.
Bak: seherlerde münacat okunurken: rüzgar,
O Şehid Orduların marşını söyler, ağlar...
Goncalar, güller açarken, ötüşürken kuşlar.
Kalelerden, kulelerden kopuyor alkışlar!..
Koca bir sel gibi coşdukça, kabardıkça KANIN,
Canlanır taze baharlar gibi, yorgun VATANIN.
Çağlayan Ravzada gel bak, yine hep ayni akis,
Coşturan kalbini, zaten bu derin, dalgalı his.
Gel bu, eşsiz güzelin zevkine er, aşkına yan!
Bu büyük gayenin uğrunda şehid oldu baban.
Sana, senden daha şefkatli: BÜYÜK PEYGAMBER
(ÜMMETİMSİN) diyerek tertemiz alnından öper.
Gayri bundan daha üstün şeref olmaz sanırım;
Tapılan putları çiğner, YALINIZ HAK TANIRIM.
Sana ilk şiirimi yazdım bu mübarek gecede.
Sanki Cennetlere uçmuş gibi geldim vecde!..’

ALİ ULVİ KURUCU

(Bakınız: Ali Ulvi Kurucu, ‘Türk Gençliğine’, İslâmın Nuru Mecmuası, Sayı: 1 (Nisan 1961), s.36, İstanbul-1951).
---

Harun Anay/06.04.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.