DOKUZ Yaşındaki KIZ ÇOCUĞU EVLENİR mi?
---
Irak'ta dokuz yaşındaki kız çocuklarının EVLİLİĞİNE İZİN VEREN YASA KONULMUŞ.
Dindarımsılar, ise sessiz.
Çünkü, DİNDARIMSILAR da bunu istiyorlar
---
IRAK’ta DOKUZ YAŞINDA KIZ
ÇOCUKLARININ EVLENDİRİLMESİ MEŞRULAŞIYORMUŞ
Dindarımsı tosunlarımızdan
hiç ses yok nedense. Onlar şu sıralar DAHA BÖYYÜK SORUNLARLA MEŞGULLER.
Konuyla ilgili haberlerden
biri şu şekilde:
Irak'ta 'çocuk gelin' meşrulaşıyor
Giriş Saati: 15.03.2014, 12:27
Irak’ta
kız çocuklarının dokuz yaşından itibaren evlendirilebilmelerini meşru kılacak
yasa tasarısı şiddetli tartışmalara yol açtı.
Irak'ta dokuz yaşındaki kız çocuklarının evlendirilmesini meşrulaştıracak
Şiilere özgü yasa tasarısı yoğun tartışmalara neden oldu. Şiilik'te altıncı
imam olan Cafer Sadık'ın öğretilerini esas alan tasarı, yasalaşması durumunda
ülkede çoğunluğu oluşturan Şiiler için geçerli olacak.
Tasarı, evlenme yaşı için bir alt sınır getirmese de boşanmayla ilgili
kanun maddesinde Hicrî takvime göre dokuz yaşına ulaşmış kızların boşanma
süreciyle ilgili kurallar belirleniyor. Ve bu yaş kız çocuğunun erginliğe
ulaştığı yaş olarak kabul ediliyor. Hicrî takvim, miladî takvimden 10-11 gün
kısa olduğu için, bu 8 yıl 8 aya denk geliyor. Yasa tasarısı babayı, evlilik
teklifini kabul ya da ret edebilecek tek kişi konumuna da getiriyor, anneye söz
hakkı tanınmıyor.
EVLİLİK İÇİ TECAVÜZE YEŞİL IŞIK
Yeni yasa tasarısı evlilik içinde tecavüzü de meşrulaştırıyor. Kadının
rızası olmasa da erkeğin istediği zaman eşiyle cinsel ilişkiye girmesi hak
sayılıyor. Yasa tasarısına göre, kadının evden çıkmak için de kocasından izin
alması gerekiyor.
Mevcut yasa uyarınca Irak'ta ebeveyn onayı olmadan evlenebilme yaşı 18.
Ailenin onayı olması durumunda 15 yaşında da evlenilebiliyor.
Irak Adalet Bakanlığı geçen yılın sonlarında yasa tasarısını Bakanlar
Kurulu'na sunmuş, Bakanlar Kurulu yoğun tepkilere rağmen tasarıyı geçen ay
onaylamıştı.
EVLENME YAŞI ZATEN DÜŞÜYOR
Irak hükümetinin yaptırdığı istatistikler, evlenme yaşının zaten giderek
düştüğünü ortaya koyuyor. İstatistiklere göre Irak'ta 2011'de yapılan
evliliklerin yaklaşık yüzde 25'inde eşlerden biri 18 yaşın altında. Bu oran
2001 yılında yüzde 21, 1997 yılında yüzde 15 olarak kaydedilmişti.
Başkent Bağdat'da iki haftadır Şiilerin de katıldığı çok sayıda protesto
gösterisi düzenlendi. Buna tepki olarak cuma günü koyu dinci kadınlar da
Nasıriye kentinde tasarı lehine gösteri düzenledi.
Irak'ın Şii Adalet Bakanı Hasan eş-Şemri yasa tasarısına yönelik
eleştirileri geri çevirerek yasanın Iraklı kadınların geçen yıllarda karşı
karşıya kaldığı adaletsizlikleri sona erdireceğini, yasal sistem dışındaki
gayrimeşru çocuk evliliklerini engellemeye yardımcı olacağını savundu.
'İNSANLIĞA KARŞI SUÇ'
İnsan hakları örgütleri ise tasarıya tepkili. İnsan
Hakları İzleme Örgütü Irak hükümetine yasa tasarısını geri çekmesi çağrısında
bulundu. Iraklı insan hakları aktivisti Hana Edver, reşit olmayan kız
çocuklarının evlendirildiklerinde yaşadıkları fiziksel ve psikolojik acıya
dikkat çekerek yasa tasarısını 'insanlık ve çocukluğa karşı işlenmiş bir suç'
olarak nitelendirdi.
Tasarının yasalaşması için parlamentonun onayını
alması gerekiyor. Ancak konunun 30 Nisan'daki meclis seçimleri öncesinde
parlamento gündemine gelmesi beklenmiyor. Siyasî gözlemciler, üçüncü kez
başbakanlığa oynaması beklenen Nuri Maliki'nin bu tasarıyı seçim kampanyası
malzemesi olarak kullanıyor olabileceğine dikkat çekiyor.
Irak'ta çoğunluğu oluşturan Şiilere özgü farklı yasa
çıkarma amacı taşıyan bu önlem, ülkede Şii ve Sünniler arasındaki uçurumu daha
da derinleştirme tehlikesi taşıyor. Sünni kadın milletvekili Likaa Vardi,
Caferi yasa tasarısının sadece Şiiler için mahkemeler kurulmasının yolunu
açacağını ve diğer mezhepleri de kendi mahkemelerini kurmak zorunda
bırakacağını belirterek bunun Irak halkı içindeki bölünmeyi daha da derinleştireceği
uyarısında bulundu.
DW Türkçe
---
Daha önce, Dokuz YAŞINDAKİ
KIZ ÇOCUKLARININ EVLENDİRİLMESİNE İZİN VEREN veya BUNA SESSİZ KALANLAR İÇİN şunları
YAZMIŞTIM:
DİN ELDEN GİDİYOR!, NE DURUYORSUNUZ?
Bazı mütedeyyinler ve fıkıhçılar ile dindarımsıların, ulamanın ve İslamcımsıların hassas olduğu konular vardır. O konulardan söz açılınca muhatabınızın gözleri çakmak çakmak, tüyleri diken diken olur. Söz gelimi Vahhabi-meşreb fıkıhçılar ve ulamalar, bir yerde Mevlid okutulduğunu duyunca beyinlerinin bütün hücrelerini çalıştırarak böyle bir fiilin insanı küfre bile götüreceğini ayetlerden ve hadislerden delillendirirler, bu zanlarını güçlendirmek için bid’at ve sahabe uygulaması gibi onlarca kavramı devreye sokup celallenirler, sinirlenirler, bağırırlar, âdetâ yeni bir din kurucusuymuşcasına sizi hidayete ve ihtidaya davet ederler.
Ama bazı konular gündeme gelince, ulamayı hiç ortalıkta göremezsiniz. Dindarımsı sermaye sahiplerinin işçi haklarını ayaklar altına almaları, işçilerini sendikalı yapmamaları, onları düşük ücretle köle gibi çalıştırmaları gibi zulümleri duymazdan gelirler, sanki hiç haberleri yokmuş gibi davranırlar. Hatta daha da ileri gidip böyle şirketlere, Allah adına, İslam adına, Şeriat namına ve Ümmet’in hayrı için danışmanlık yaparlar, gizli fetva verirler.. Bütün bunları yaparken de elbette abdestleri tamdır.
Bu gibi kişilerin pislikleri hususunda az çok bilgi sahibi olduğum için hükümetimizin bazı üyelerinin KIZ ÇOCUKLARINI KÜÇÜK YAŞTA EVLENDİRMEYİ CEZALANDIRMAK İSTEMELERİ ve bu yönde mevzuat düzenlemesi yapmaya çalışmaları karşısında ulamanın kuyruklarını kıstırıp köşelerine çekilmeleri karşısında hiç şaşırmadım. Ortama göre sakal bırakma yiğitliğini gösteren, böylece açıkça veya zımnen sakal bırakmayı dinin temel emirlerinden biriymiş gibi sunan, anlı şanlı, celalli, vahhabi-meşreb ve kafataslarının içinde beyin olmayan tosunlarımızın bu konu gündeme geleli beri hiç sesi çıkmıyor. ‘NE YAPIYORSUNUZ EY HÜKÜMET ÜYELERİ, bizim fıkıh kitaplarımızda kız çocuklarının erken yaşta evlendirilebileceği yazıyor, vatandaşımızın bazıları da asırlardır bu hükümleri uyguluyor, dolayısıyla Şeriat’ın cevaz verdiği bir şeyi siz nasıl olur da yasaklarsınız, böyle şeyler yaparsanız din düşmanı olursunuz, sizi tekfir ederiz’ demiyorlar, diyemiyorlar.
Kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilebileceğine dair fıkıh kitaplarında yer alan hükümler sadece ülkemizde değil, neredeyse bütün İslam dünyasında büyük bir sorundur. Dolayısıyla da bu konu, fıkıh kitaplarındaki eski hükümlerin bazılarının bugün toplumlar için ne kadar büyük felaketlere yol açabileceğini gösteren güzel bir örnektir. Bu açıdan bakınca, -eğer bir irticadan bahsetmek gerekiyorsa- bu eski hükümleri hala geçerli kabul edip uygulayanların, uygulattıranların, bu meselelerde gizli gizli fetva verenlerin ve onların görüşlerini benimseyenlerin hakiki mürteci olduklarını rahatlıkla ifade edebiliriz.
Ancak bu ulama taifesinin çoğu, kendileriyle yüzleşecek kadar yiğit değildirler. Halkın dini duygularını ayakta tutan Mevlit okutmak gibi hususlarda celallenip insanımızın büyük bir kısmını tekfir edecek kadar kuduranlar, eski fakihlerin açık fetvalarının ortadan kaldırılıp yerine cezai hükümler getirilmesi karşısında sus pus olmayı tercih ediyorlar.
Niçin?
Sebebi şu, bu ulama taifesi aslında ne eski fıkha inanırlar, ne de yeni fıkha. Tahaf yaratıklardır.. Canları neyi çekerse ve menfaatları neyi icap ettirirse ona göre fetva verirler, geçmiş fetvaların tamamını bir kalemde ayaklar altına alabilirler, dinin ana kurallarını bile değiştirmekten asla ve asla çekinmezler. Yeter ki mensup oldukları ÇETE’nin işleri iyi yürüsün, menfaatlarına zarar gelmesin. Gerisi önemli değil..
Bunları yazarken elbette kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesini savunmuyorum. Bu konudaki fıkhî hükümleri değiştirip yerine yeni fetvalar vermek, yeni bakış açıları geliştirmek için gayret sarfederek topluma örnek olması gerekenlerin siyasi otorite işe el atıncaya kadar nasıl da toplumun sorunlarından uzak kalmayı tercih ettiklerini ve ne kadar da büyük bir iki yüzlülük içinde bulunduklarını anlatmaya çalışıyorum.
Her şeye burnunu sokan, neredeyse kuyruklu yıldızların hareketleri hakkında bile fetva vermeye kalkan, bilmedikleri konularda ahkam kesenlerin bu konuda herkesten önce adım atmaları gerekmez miydi? Yapmadılar, yapamadılar.. Kadınların etek boyları, rü’yet-i hilal, sakız çiğnemenin orucu bozup bozmayacağı gibi konuları fıkhın merkezine yerleştirdiler. Buna karşılık, küçük yaşta mağdur edilen binlerce kız çocuğunun sorunlarına duyarsız kaldılar.
Madem bu sorunu görmezden geldiler, o zaman ellerindeki fıkıh kitaplarının hükümlerine aykırı davranan siyasileri niye eleştirmiyorlar? Bunu yapamazlar.. Zira ulama taifesi, siyasilere göbeklerinden bağlıdır. Bunu asla yapamazlar, zira haksızlar. Hükümet haklı, onlar haksızdır..
Eğer başımızda solcu veya laikperest bir hükümet bulunsaydı ve kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesine cezai hükümler uygulamaya kalksaydı, ulamayı siz o zaman görecektiniz. Ne kadar azgın ve ilkesiz olduklarını işte o zaman daha iyi anlardınız. Hemen başlarlardı, ‘Din elden gidiyor’, ‘Binlerce fıkıh kitabında olan hükümleri gavurlar ortadan kaldırmaya çalışıyor’, ‘Hukuk, toplumun inançlarına göre yapılır’.. Daha neler neler…Ne yalanlar, ne yalanlar..
Hükümetimizin üyelerine, binlerce teşekkür ediyoruz. Ulamanın kişiliksizliğini ortaya döktükleri için kendilerine ne kadar minnet duysak azdır. Ulamanın toplumumuza verebileceği zararları lütfen en aza indiriniz, ne gerekiyorsa yapınız, ilkesiz, ödlek ve menfaatperest ulamanın yaveleri sizi yolunuzdan çevirmesin!.. Lütfen bir an önce kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesini engelleyiniz!..
Ulamanın kepazeliklerini yüzlerine vurma işini de bana bırakınız!
Harun Anay/Ağustos 2013
----
Böyle yazmıştım daha önce. Aynı görüşleri yine
savunuyorum. Dindarımsı ULAMA, bütün İslam dünyasının ve elbette ülkemizin
düşünce, bilim ve toplum hayatının EN BÜYÜK DÜŞMANIDIR.
Dindarımsı ULAMA, pek çok AHLAKSIZLĞIN KAYNAĞIDIR.
---
Harun Anay/10.04.2014.
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
----
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.