31 Ağustos 2013 Cumartesi

MISIR'DAN HABER ALIYOR MUSUNUZ?




MISIR'DAN HABER ALIYOR MUSUNUZ?
Birden bire Mısır olayları gündemimizden düştü, farkında mısınız? Niçin acaba? Olaylar durdu mu? Bütün sorunlar çözüldü mü Mısır'da?
Yoksa, haftalardır şahit olduğumuz kardeşlik, acı, liderlik, rabia işaretleri, Şehit Esma'mız için dökülen göz yaşları abartılı veya sahte miydi?
Ya da birileri bile bile BİZİM DUYGULARIMIZLA MI OYNADILAR?
Ne oldu gerçekten? Niçin gündemimizden düştü Mısır? Neden yazılı ve görsel basınımızda artık bir paragraf kadar yeri zor kaplıyor?
Mısır'ı belki de onlarca yıl sürecek bir ateşin içine attıktan sonra, nasıl da aniden, hiç umulmadık şekilde ve hiç bir şey olmamış gibi kenara çekildiler?
Nereye gitti kahramanlarımız? Neredeler Mısır'daki kardeşlerimizi ve bizi kışkırtan vicdansızlar? Şimdi nerede böyyyyük stratejist ve uzmanlarımız? Ne yapıyorlardır sizce?
Şunu yapmaya başladılar (Bu olaylar olurken yaptıkları soygunlar, hırsızlıklar, sahtekarlıklar, din istismarları, felsefe düşmanlığı, el yazmaları tahribatı, kültür düşmanlıkları, medeniyet vahşilikleri, arazi yağmaları, kadro talanları, binbir yobazlık uygulamaları ve VİLLA HEDİYELEŞMELERİ hariç):
1-Mısır'daki darbenin arkasında İsrail ve siyonistler bulunduğunu ilan ettiler. Bunu yaparak, sorunu büyük ölçüde bitirdiler. Böylece, ‘Bizim daha fazla yapacak bir şeyimiz yok’ demeye çalıştılar.
2-Doğrudan veya dolaylı yollarla, Müslüman Kardeşler üyelerini suçladılar. Dediler ki, bu adamlar tecrübesiz, keşke bizim gibi tecrübeli olsalardı; keşke bazıları akılsızlık yapmasalardı; keşke insanların canlarını tehlikeye atmasalardı; Mürsi keşke şu şu hataları yapmasaydı vs. vs.
3-Sorunu hemen bilinmezler dünyasına attılar. Dediler ki, evet Mısır olaylarında istediğimiz olmadı, ama Türkiye geleceğe yatırım yaptı, ülkemiz ÖYLE BİR TOHUM ATTI Kİ İLERİDEKİ YILLARDA BUNUN ETKİSİ MUTLAKA GÖRÜLECEKTİR;
4-Kendilerinin dışında hiç kimsenin anlayamayacağı bir üslupla, ‘Yönetimleri kaybettik ama halkları kazandık’ dediler. Halklar kim, hangi halk, halkın ne kadarı, kazandığınıza dair deliliniz ne ve kazanınca ne olacak gibi soruları sormaya takatimiz kalmadı;
5-‘Sonuç ne olursa olsun biz ilkeli tavır gösterdik’ dediler. Yani, bu dünyayı kaybettik öteki dünyaya bakalım demeye getirdiler. Ya da son zamanların meşhur ifadesiyle, 'Maçta biz yenilmedik, aslında kazanmak için süre yetmedi' hikmetini yumurtladılar. Bunların bahsettikleri ilke nedir, kimin ilkesidir, neye göre ilkedir, ilkeli tavır aldıklarını biz nasıl anlayacağız belli değil. En önemlisi ise, yüzlerce konuda İLKESİZLİKLERİ TESCİLLİ OLAN ZEVATIN Mısır meselesinde niçin ilkeli olma damarları kabardı, onu da bilmiyoruz.
Hülasa dostlar, Mısır'ı yaktılar. Çok sevdiğim mağdur, mazlum ve gariban Mısırlıları ateşe attılar. İnşallah en kısa zamanda bir yolunu bulup kurtulurlar, ama kısa vadede zor görünüyor..
Mısır olayları ortaya çıkmaya başlayınca bazı dostlarımız çok heyecanlandılar ve üzüldüler. Biraz ihtiyatlı olalım, biraz daha sabredelim dediysem de sesime az kişi kulak verdi. Yapmaya çalıştığım tarihte olduğu rivayet edilen bir olayı ve haddim olmayarak kahramanını taklit etmekti. Malumunuzdur:
Hz. Muhammed Efendimiz vefat etmiş. Sahabiler şoka girmiş, bazıları delirecek gibi olmuş. Adalet timsali Ömer Efendimiz bile kılıcını çekip, 'Kim Muhammet öldü derse, kellesini uçururum' diye nara atıyormuş.
Anlatıldığına göre, seçkin sahabiler arasında BİR TEK ADAM duruma el koymuş: Hz. Ebu Bekir Efendimiz. Demiş ki: 'Beni dinleyin! Muhammet ölmüştür. Her kim Allah'a tapıyorsa O bakidir, Muhammed ise ölmüştür'.
O andan itibaren sahabiler şoktan uyanıp kendilerini toparlamışlar.
Vaktiyle bir büyüğüm bu hadiseyi anlattıktan sonra, 'HAKİKİ HİKMET SAHİBİ OLMAK, HAKÎM OLMAK HZ. EBU BEKİR'İN TAVRINA SAHİP OLMAKTIR, HZ. ÖMER'İN TAVRINI GÖSTERMEK DEĞİL' demişti.
Yapmak istediğim sadece buna benzer bir şeydi. Sağa sola kılıç sallayarak hikmetli davrandıklarını sanan ve benim gibi düşünenleri suçlayan dostlarımız inşallah Mısır'ı unutmamıştır.
BEN İSE MISIR’ı, mazlum halkını, oradaki dostlarımı ve son olayları ÖLÜNCEYE KADAR ASLA UNUTMAYACAĞIM.
Fakat DİNDARIMSI AKADEMİSYEN, KIŞTIRTICI AJAN, utanmaz UZMAN, sahte STRATEJİST, yalancı SİYASETÇİ, liyakatsiz BÜROKRAT ve dindarımsı İSLAMCI'nın Mısır'ı büyük ölçüde unuttuğu kesindir, onlar şu sıralar kendi çıkarları için yeni maçlara bakıyorlar..
Harun Anay/Ağustos 2013.
----


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.