23 Kasım 2013 Cumartesi

ANKARA İLAHİYAT'A DAİR


ANKARA İLAHİYAT'A DAİR

Vaktiyle Marmara İlahiyat öğrencilerinin kurup işletttiği ve bir süredir sessizliğe gömülen 'e-ilahiyat' internet sitesine Ankara İlahiyat ile ilgili yazdığım kısa yazıyı aşağıda dikkatlerinize sunuyorum: 


"Bir efsanedir Ankara İlahiyat. Farklıdır, bir tanedir, içinde olanların balık misali kıymetini bilmediği dışardakilerin hep imrendiği bir anka kuşu gibidir. Türkiye'nin geleneği olan, kimlik verebilen tek ilahiyat fakültesidir.Her yaz 'tavaf' ettiğim, taşı duvarıyla konuştuğum evimdir. Tatlıdır, şekerdir, ama biraz da soğuktur.

Pekçok ilk bilgiyi öğrendiğim kütüphanesi benim kutsal yerlerimden biridir. Kitaplarının çoğu bana, ben de onlara aşinayımdır. Dergi kolleksiyonu bazı bakımlardan yeganedir. Lisans döneminde iken Ezher, Risale, Menar vb. dergi kolleksiyonlarından büyük bir kısmını taradığım bir yerdir. Yazma okumaya bu kütüphade başladım. Katip Çelebi'nin Mizanü'l-Hakk adlı eserinin el yazmasını burada okudum. Bu eseri okurken sufilerden bahsederken 'Hakk hakk hakk derken bir müddet sonra vak vak vak vak demeye başladılar' mealindeki cümleyi önce çözemedim, sonra anlayınca katıla katıla güldüm. Attığım kahkahayı ve bu sırada kütüphanede bulunanların bana bakışını unutmam mümkün değil. Bu yüzden kütüphanede pencerinin önünde, duvarın dibindeki masaları hiç unutamam. Gidince biraz otururum orada. Onlarla hasbihal ederim.

Onlarca hocam ve arkadaşım var orada. Pekçok değerli bilgiyi onlardan öğrendim. Onlar benim hayatımı yönlendiren hocalarım, dostlarım. Hocaları, yetişmiş insanların koca bir ülkeyi nasıl etkileyebildiğine iyi bir örnektir. Eğer bilim adamı asaletini ve ahlakını görmek ve gözlemlemek isterseniz Ankara İlahiyat hocalarını dikkatle izlemenizi tavsiye ederim. Ankara İlahiyat Hocaları içinde şimdiye kadar hiç 'soytarı' çıkmamıştır. İçlerinde pek az 'ilmihal üleması' vardır. İlmini ve ahlakını paraya, pula satan az bulunur, belki de hiç yoktur.Şimdiye kadar bilimsel faaliyetlerinde ve öğrencileriyle ilişkilerinde para ve menfaati gözeten bir hocaya hiç rastlamadım. Pekçoğu kendi halinde, sessiz sakin ve vakur bir şekilde ilmi faaliyetlerini devam ettirirler.Bazıları ise kelimenin tam anlamıyla bir asalet timsalidirler.

Fakültenin önündeki ağaçlar ve çiçeklerle hatıralarım ise anlatmaya kıyamadığım kadar değerlidir benim için. Başkalarıyla paylaşmaktan fazla hoşlanmam. Kıskanırım. Ama orada bulunanların dekanlık girişindeki çiçekleri koklamamalarını isterdim. Çünkü onlar benim:)

Hülasa görülesi, sevilesi, okunulası bir yerdir Ankara İlahiyat."

Harun Anay/25.10.2013.
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.