22 Şubat 2014 Cumartesi

BİLİM ve DÜŞÜNCE’de NE DURUMDAYIZ?




BİLİM ve DÜŞÜNCE’de NE DURUMDAYIZ?

Ord. Prof.Dr. Ali Fuat Başgil (Ölümü: 1967), yüksek öğrenimini ve doktora diplomasını Avrupa’da almış, Ankara ve İstanbul Üniversiteleri’ne uzun yıllar hoca olarak hizmet etmiştir. Bunun yanı sıra; çağdaş düşünce, bilim ve siyaset tarihimizin EN ÖNEMLİ, EN ÜRETKEN, EN ÇALIŞKAN ve ülkemizin EN YÜKSEK MAKAMLARINDA BULUNMUŞ şahsiyetlerinden biridir.

Bu kadar parlak hayat hikayesine sahip olan bir bilgin ve düşünürün bir tür İTİRAF MAHİYETİNDE OLAN bazı tespitlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:

‘(Türkiye’de) Her hangi bir sahada, yarının ilim tarihine intikal edecek bana kaç eser gösterebilirsiniz?’

‘Ben, kendi saham olan Hukuk, siyasî ve idarî ilimler sahasında, birkaç değil, bir tek eser yoktur, diyorum. Siz vardır, derseniz, gösteriniz’

‘Ben de biliyorum, her sene binlerce eser intişar etmektedir. Fakat ben size, kopya sanatından bahsetmiyorum; insanlığın ilmine, sanat, felsefe, tekniğine bir zerre ilâve etmiş, insanlığın müşterek bilgi ve sanat hazinesine bir hisse katmış eser soruyorum…’

‘Kendim de dahil olduğum halde, birer karış kalınlığındaki eserler ile övünenlerimizin yaptığı Garp müelliflerinden çalınmış, ustalıklı birer kopyadan başka bir şey midir? Bunlar mı yarının ilim tarihinde yer tutacak eserlerimiz. Hakikatler olduğu gibi söylenince pek acı geliyor değil mi?’

‘Yüksek şahsiyetlerin gölgesine sığınıp da tafra atmak ve herkesi susturmak kolaydır. Güç olan, sorduğum suallere cevap vermektir…’

(Bakınız: Ali Fuad Başgil, İlmin Işığında Günün Meseleleri, Derleyenler: Ali Hatiboğlu, İsmail Dayı, İstanbul-1960, Yağmur Yayınları, s.141-142).

Değerli dostlarım!

Yukarıdaki satırlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ülkemizde, İLİM ve DÜŞÜNCEDEKİ PERİŞANLIĞIMIZI bu kadar YİĞİTÇE İFADE EDEBİLEN, kaç kişi vardır dersiniz?

Yukarıdaki cümleler, Ali Fuad Başgil’in 23.07.1960 tarihinde Yeni Sabah Gazetesi’nde yayımladığı bir makalede yer almaktadır. Aradan, yaklaşık ELLİ ÜÇ YIL geçti. Bilim ve düşünce alanında ne kadar mesafe aldık acaba?

Aynı soruları bugün sorsak, cevabımız ne olur acaba?

Başgil’in cümlelerine lütfen dikkat buyurunuz. Herkes böyle ifadeler kullanamaz. Herkes, bu kadar YİĞİTÇE KENDİSİ ve MESLEKTAŞLARIYLA HESAPLAŞAMAZ. Herkes, bu kadar acı, bu kadar sert, bu kadar açık ve bu kadar doğru görüşler ileri sürmeye cesaret edemez.

İşte bundan dolayıdır ki Ali Fuad Başgil, benim nazarımda, YİĞİT ADAM’dır. Yiğit adamın ta kendisidir. Zira, YİĞİT ADAM; sadece savaş meydanlarında cengaverlik yapan değil, ondan çok daha fazla KENDİSİYLE YÜZLEŞEBİLEN, EN SEVDİKLERİNİ BİLE ELEŞTİRİ SÜZGECİNDEN GEÇİREBİLEN, HAKİKATLERİ GİZLEYEREK kendisine ve milletine YALAN SÖYLEMEYEN, TOPLUMUNA BU YOLLA KATKIDA BULUNAN İNSANDIR.

ALİ FUAD BAŞGİL, ne kadar dürüst, ne kadar yiğit, ne kadar açık, değil mi?

Ben, onun kadar YİĞİT DEĞİLİM MALESEF. Onun kadar bilgi sahibi olmadığım gibi düşünce derinliğim de yok. Onun gibi büyük tecrübelere sahip de değilim. Bundan dolayı, onun kadar güçlü cümleler kuramıyorum, tespitler yapamıyorum.

Tek yapabildiğim, SORULAR SORMAK. ÇOĞUNUN CEVABINI BİLMEDİĞİM SORULAR SORMAK. Aklıma gelen, sorular üzerinde düşünmek. Mesela şöyle sorular geliyor aklıma:

Herkese yalan söyleyenler var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Çalışmalarında hırsızlık yapmalarına rağmen yeryüzünün en dürüst bilim ve düşün insanı olarak tafra satanlar var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

İntihalcilikle meşhur olmalarına rağmen devletimizin en üst yönetimine gelenler var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Yapmadıklarını yapmış, yaptıklarını yapmamış gösterenler var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Sadece yaşadığı dönemin bilim ve fikir hayatını değil ülkemizin geleceğini de karatmak için elinden geleni yapanlar var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Yayımladıkları hatıralarda bile YALAN SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEYEN BÖYYÜK İLAHİYATÇILAR var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Yabancı dilde yazılmış kitapları ya da makaleleri özetleyip ÖZGÜN ÇALIŞMA DİYE SUNANLAR var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Hırsızların hırsızlarla ittifak kurduğu bir düzen var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Hırsızlık ve yolsuzluğu İBADET SAYANLAR var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Dinini, ilmini, ahlakını, şerefini, tarihini, vatanını, milletini ÇIKAR UĞRUNA AYAKLAR ALTINA ALANLAR var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Kayırmacılık var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Çeteleşme var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Akademik kadroları; tarikatlara, cemaatlara, partilere, ideolojilere, etnik gruplara peşkeş çekmek var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Hakiki alimleri cahil, cahilleri ise hakiki alim gösterecek kadar insafsız ve iz’ansız bireyler var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Rüşvetle iş yapanlar var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Yolsuz bireyler var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Bir tek bilimsel makale bile yazmadan HADİS PROFESÖRÜ olan var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

İnternetten Arapça metinleri indirip kendi adına yayımlayan ve bu yayınlarla akademik ünvanlar alan İslam felsefecileri ve mantıkçılar var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Bütün çalışmaları hırsızlık mahsulü olan BÖYYÜK HAVUZ FETVACISI var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Çocuklarının ve torunlarının üniversitelerde kadro alabilmesi için rüşvet veren ve yolsuzluk yapan BÖYYÜK HAVUZ FETVACISI var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

BEŞİK ÜLEMASI’nın BENZERİ YÜZLERCE TÜREDİ BİLGİN ve DÜŞÜNÜR var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Öğrencilerini, şahsi çıkarları için kullanmaktan başka bir şey düşünmeyenler var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Vakıf hortumcusu BÖYYÜK HAVUZ FETVACISI’na TAPACAK KADAR SAYGI ve SEVGİ DUYAN BESLEMELER var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Bir tek bilimsel makale bile yazmadan BÖLÜM BAŞKANI, DEKAN veya REKTÖR olanlar var mı yok mu bilim ve düşünce hayatımızda?

Değerli Dostlarım!

Üzgünüm, çok üzgünüm ki sorduğum soruların cevaplarını ben de bilmiyorum. Sadece aklıma gelen soruları dile getiriyorum. Soruların cevaplarını bilseydim veya bu konularda tecrübe sahibi olsaydım, belki de bu kadar açık sorular soramazdım.

Malum ya, ‘CAHİL, CESUR OLUR’ derler.

Benimkisi bu kabildendir.

Sürçi lisan ettiysem affola.
----

Harun Anay/22.02.2014
harunanay.blogspot.com
facebook.com/hasimharun.anay
facebook.com/HarunAnay
twitter.com/HarunAnay
---

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.